*/
Ozanlık

Ozan, eski (İslam`dan önceki) Türkler`in saz şairleri. Şiirlerini kopuz denilen milli sazı çalarak besteli bir şekilde ve irticalen söylerlerdi. Bunlar aynı şekilde tekrarlanarak yayılır ve sonraki nesillere intikal ederdi. En eski ve ilk Türk şairleri ve musikişinasları (müzisyenleri) ozanlardır. Ozanlar, bulundukları boyun aynı zamanda büyücüsü, kahini, hekimi, din adamı ve bilge (hikmet sahibi - hakim) kişisi idiler. Boyları içinde büyük manevi nüfuzları ve ehemmiyetleri vardı, kutlu kişilerdi. Toplu halde yapılan kabile faaliyetlerinin birçoğunda ozanlar öncü ve düzenleyicidirler. Başlıca sıgır (av), yug (umumi yas), şölen-toy (sevinç ziyafetleri) ismi verilen ve hepsinde az çok dini bir mahiyet bulunan törenlerde ozanların rolü birinci derecededir.

Halk sanatçılarına Altay Türkleri (Kam), Kırgızlar (Baksı), Yakutlar (Oyun), Tonguzlar (Şaman) ve Oğuz Türkleri (Ozan) dedikleri halde bu deyimler günümüzde "aşık" ve "ozan" olarak iki ayrı kelimeyle ifade edilmektedir.1

İslamiyet önceki dönemde ozanların toplum yaşamında büyük önemleri olmalarına karşın, günümüze bu ozanların adları ve eserlerinden çok azı ulaşabilmiştir. Prof. Dr. Faruk Sümer`e göre İslamiyetin kabulünden önce adı bilinen ilk ozan ÇUÇU`dur. Reşit Rahmeti Arat da, "Eski Türk Şiiri" adlı eserinde Turfan kazılarında bulunan metinlere dayanarak sekiz Türk Şairinin daha adlarını sıralar: Aprınçur Tigin, Kül Tarkan, Sungku Seli Tutung, Ki-Ki Eratyaya-şiiri, Asıg Tutung, Çısıya Tutung, Kalım Keyşi. Bu ozanlar, ilahiler, ağıtlar, dini şiirler söylemişlerdir.1

Kelime kökeni konusunda tam bir açıklık bulunmamasına karşın, tarihsel süreçteki işlevleri bellidir: Ozanlar, ilk zamanlarda büyücü, oyuncu, hekim, şarkıcı ve çalgıcı görevlerini yüklenirlerdi. Daha sonraları ise kopuzlarıyla şiirler söyleyen şair-çalgıcılar anlamında kullanılmaya başlandı. Bu şairlere XV. yüzyılın ortalarına kadar "ozan" denilmiştir. Bu yüzyılın sonlarından itibaren ise yerlerini âşıklara (saz şairlerine) bırakmışlardır.

Ozanlık geleneği 15.yüzyılın ortalarına doğru yerini aşıklara (saz şairlerine) bıraktı. İşte saz şairleri bu ozanların torunlarıdır. “Ancak ozanlık geleneği tümden yok olmamış, yine de saz şairlerinin söz ve tellerinde varlığını sürdüregelmiştir.Aşık kelimesinin Türkçe olan ışık kelimesinden türediğini öne süren yazarlar olduğu gibi aşık deyiminin islamiyetin kabulünden sonra Arap dilinden alındığını kabul edenler de vardır."1

Ozan kimdir? Kemale ermiş bir Aşık olabilmenin yolu nedir? bu suallere cevap vermek çok zor. Hakkıyla cevap verebilmek için kemale ermiş olmak lazım, o da bizde yok. Daha işin başında bile olduğuma inanmıyorum. Belki yüzümü o yöne çevirmiş olabilirim, ancak adım bile atmış değilim. Ozanlık akademik, askeri veya brökratik bir unvan değildir, yani korumasızdır. Böyle olduğu için de Türk kültürünün çok önemli olan bu geleneği ehli olmayanların elinde veya onun önemini kavrayamayanların dilinde küçük düşürülmüş hatta karikatürize edilmiş bir haldedir. O sebeple „Ozan kimdir“ sualini açıklarken söz uzarsa kusura bakmayın...