Üye Girişi

Üye Girişi

BESLENME ALIŞKANLIKLARIMIZ!

13 Eyl 2017

Her geçirdiği tecrübe insana çok şey öğretiyor...

Mesela ben sıhhatimin yerinde olduğu dönemlerde üç rakamlı kilolara çıkınca kilo verme çabasına düşmüştüm.
Doktorlar hergün on bin adım diyorlardı...

Uygulasam da bir türlü tatmin edici bir netice alamıyordum.
Ameliyata 104 kilo ile girdim...
Kilom yüzünden doktorların konforlu ameliyat dediği kapalı ameliyatı olamadım.
Kapalı başladılar ama kilo yüzünden başarılı olmayacağını anlayınca açık ameliyata geçtiler.
Hastalığım “Özefagus“ denilen bir dertti...
Yani yutak borusundaki bir yara, bir illetti...

Ameliyat oldum ama yine kilom aynı idi...
Ancak sonradan sonradan düşmeye başladım.
Çünkü eski beslenme alışkanlığım kalmamıştı.
Midem çok küçülmüştü!..
Çünkü yemek borusunun 3/2‘sini alıp, midemin bir kısmını uzatıp yemek borusu yapmışlardı...
Ameliyat yerimde yani kalan yemek borusu ile uzatılan midenin bitiştirildiği yerde daralmalar başladı...
Müdahale etme durumda kaldılar sık sık “dilatasyon„ dedilkeri işlemi yaptılar ve zaman zaman eskisi kadar sık olmasa da yine olmaya devam ediyorum.
Neyse teferruata girerek kafanızı şişirmeyeyim...

Bunları yazma sebebim şu;

Yani şunu öğrendim ki...
Kilonun ana sebebi yemek yeme alışkanlığımızın bozuk olması.
Şu anda kemoterapi tedavisi de eklenince lüzumundan fazla kilo verdim.
104 kilodan 67 kiloya düştüm. Sağ ayağımda uyuşma vardı (doktorlar boyun fıtığı demişlerdi) Kilom düştü düşeli ondan eser kalmadı...
Tabi ki Allah hiçbir kiloluya benim verdiğim sebeplerle kilo verdirmesin...
Sıhhatiyle paralel versin kilo verecekse...

Eskiden birçokları gibi ben de şu cümleye sığınırdım;
“Yahu ne yapayım arkadaş, su içsem yarıyor..„ derdim...

Kilodan muzdarip olan herkese diyeceğim şu;
Hiç boşuna kilo vermek için lüzumsuz gayretlerle kendinizi veya spor salonlarına giderek kesenizi yormayın.
Yeme alışkanlığınızı düzeltin yeter.
Sofradan yarı aç kalkmaya kendinizi alıştırın.
Eskiden yer sofralarında asker oturuşu dediğimiz şekilde oturur farkında olmadan yarı aç kalkmayı becerirdik...
Şimdi yemek masalarımız oldu, mide katlanmıyor, tam aksine midelerimiz tırların akaryakıt depolarına döndü!
Ha bire yiyoruz, ha bire yukardan aşağıya dolduruyoruz ama o midenin, o vücudun ne hale geldiğinin farkında bile değiliz.

Bu gün de böyle bir tecrübe mi aktarmak istedim.
Bilmiyorum lüzumsuzluk mu ettim?

Eskilerin bir sözü vardır siz de duymuşsunuzdur;
“Can boğazdan girer..„ derlerdi...
Sadece can boğazdan girmiyor!
Eğer yeme alışkanlığımızı düzeltemezsek aynı şekilde can boğazdan girdiği gibi, can boğazdan çıkıyor da!...
Haberiniz olsun.

Selam ve muhabbetle efendim...


13 Eylül 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de