Üye Girişi

Üye Girişi

Ben şahsen bunların benimsedikleri simgelere sahip çıkan insanlara, istedikleri kadar yakınımda olsunlar, eski muhabbeti, eski samimiyeti besleyemiyorum.

BU DEVİR Bize göre değil bize bu devir, Bu devir gününü gün edenlerin. Namusu getirdi dize bu devir, Bu devir namusa kin edenlerin. Layıkız hemşehrim layık bu derde, Dini dinsizliğe eyledik perde, Hani o ümmet-i Muhammed nerde? Bu devir parayı din edenlerin. Bu devirde helal kazanmak ayıp, Bu devir günahı bir yana koyup, Bu devir devleti, milleti soyup, Sekseni, doksanı bin edenlerin. Bu devir aleni, göz göre göre, Kedileri bekçi yaptı ciğere. Bu devir çaldığı minarelere, Suratını kılıf, kın edenlerin! Bu devir deryayı alırken katre, Bu devir katreyi verirken litre, Bu devir santimi ölçerken metre, Gramı tartarken ton edenlerin, Bu devirde işte böyle ticaret, Onun için ne bed, ne de bereket, Ticaret hayali, tüccar hayalet, Pamuğu satarken yün edenlerin. Bu devir dert Arif, derde yaramaz, Köpeklere yarar, kurda yaramaz, Bu devir yiğide, merde yaramaz, Kahpeliği şöhret, şan edenlerin. OZAN ARİF Frankfurt am Main, 20 Ağustos 1988

AÇILIM Dinle beni ey millet... Dinle beni ahali... Bu “açılım„ ne iştir, nedir bunun meali? Ne olacak bunlarla memleketin bu hali? . .Habur'da gördünüz bak, çizgiden kaydı bunlar, . .İhanetin adını açılım koydu bunlar... Herkes merak ederken “açılım„ neyin nesi, Önce adı “Kürt„ dendi, sonra da “demokrasi„ Ve hatta “milli birlik„ “kardeşlik„ projesi!.. . .Kavramların içini boşaltıp, soydu bunlar, . .İhanetin adını, açılım koydu bunlar... Millet yetki verecek, sırtına giyeceksin, Milleti ayrıştırıp, her haltı yiyeceksin, Sonra bunun adına, kardeşlik diyeceksin! . .Hep işleri takiye!.. Önce de buydu bunlar, . .İhanetin adını, açılım koydu bunlar... Hele bak bak, lafa bak; “Kardeşlik projesi!..„ Yahu bu; Eş başkan'ın, bir eşlik projesi! Bu var ya bu, bu tam bir kalleşlik projesi... . .Böyle süslü laflarla, milleti baydı bunlar, . .İhanetin adını, açılım koydu bunlar... Bu millet büyük millet, Türkü, Lazı, Kürdü var, Hepsinin de Türkiye isimli bir yurdu var, Türkiye'nin Kürt değil, “bölücülük„ derdi…

Duâ, kula verilmiş en güzel nimettir, dertlerin dermanı, aranan şifa ve huzurun anahtarı, duâdadır. Cenab-ı mevla duâsı makbul olan nasipli kullarına bizleri de dahil etsin İnşaallah. Cumamız Mûbarek Olsun..

Yıkılacak adam değildi. Hayır hayır yıkılmadı! Ayakta gitti!

Mülkiyet ve ifade özgürlüğü gibi temel kişisel hakların devlet tarafından koruma altında olduğu yönetimlerde 'komünist' cakası satmak kolaydır.

BİR AŞKIN MANİLERİ!.. Bazen böyle el ele, Bazen böyle göz göze, Ne aşklar yaşadınız, Çırağan‘da diz dize!.. Amerika, Avrupa, Hayrandı sevginize, Tam açılım yaparken, Nazar mı değdi size? Böyle kara sevdayı, Hangi hesap bitirdi? Belkide çok muhabbet, Tez ayrılık getirdi!.. "Asker, polis elleme, Çözüm var.." demişsiniz! Karşılıklı çözüşüp, Ne haltlar yemişsiniz!!!.. Yediğiniz haltları, Tüm Türkiye izliyor... Bu aşkın piçlerini, Mehmetcik temizliyor!... Sakın bana demeyin, Siyaset kazası bu, Her önüne gelene, Açmanın cezası bu! Akan kanın altında, Bu kahpelik yatıyor! Bu Arif‘in, her sözü, Ondan size batıyor... OZAN ARİF 24 Şubat 2016, Bad Homburg v. d. H., Ober-Erlenbach ___ Biz zamanında bu 'Açılım'ı eleştirirken bize küfür ediyorlardı bazı 'milliyetçi(!)'ler. Sonra kalktılar 'Yok devlet büyüklüğünü yapmış, onlar nankör çıkmış mış (Hay ALlah, demek terörist 'nankör çıkmış' öyle mi? Çok şaştık!) şimdi kökünden kazıyormuşlar' gibi akla zarar bahane uydurdular. Ve biz 'sıkışınca yine kolkola gelirsiniz' dediğimizde yine küfür ettiler. Neyse geçmişe mazi derler...…

''Ben Samsun’u ve Samsun Halkını gördüğüm zaman, memlekete ve millete ait bütün düşünce ve kararlarımın yerine getirilebileceğine dair bir defa daha kuvvetle inanmıştım. Samsun’luların hal ve durumlarında gördüğüm gözlerinden okuduğum vatanseverlik ve fedakarlık; ümit ve tasavvurlarımı olumlu bir inanca götürmeye yetmişti..'' Mustafa Kemal ATATÜRK..

'EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.' (Hakimiyet bilâ kayd-u şart Milletindir.) Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk Anafartalar Komutanı Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı

Cumhuriyet nedir bilir misiniz? Cumhuriyet ‘Ulus’un egemenliği’ demektir. Yani egemen olan ‘ulus’, yani ‘Millet’dir. Peki egemen ne demek bilir misiniz? Hiç bir şeye ve hiç kimseye bağlı olmadan, hür karar verebilen demektir. Onun için cumhuriyet değerlidir. Türk Milleti’nin, Türk halkının kendi hayatına, kendi geleceğine bağımsız ve hür karar verebilmesini sağlayan tek yönetim şekli olduğu için. Türk Milleti dünya tarihinin en köklü milletlerinden biridir. Onun için Türk rahmetli Mehmet Akif Ersoy’un eşsiz ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım;’ mısralarını kendine İstiklal Marşı seçmiştir. Türk her onurlu insan gibi karnını alnının teri, bileğinin gücü ile doyurur. Kimsenin Türk Milletine vereceği sadakaya muhtaç maraba muamelesi yapma hakkı yoktur! Hele hele tüm sermayesi bir yüzükken, milletin oyu ile oturduğu koltukta oturanların, milletin alın teri ile saraylarda saltanat sürenlerin, kilosu bilmem kaç bin liraya çay içenlerin, masalarında ejder meyvesi suyu eksik etmeyenlerin, böyle bir söz sarf etmesi egemen…

Eli silah tutabilen erkeklerin cephede Hitler ordularına karşı savaşmasına rağmen, kadın, hasta, kundaktaki bebek demeden 423bin Kırım'lı Soydaşımızın 'Sovyetler Birliği’ne ihanet' suçlaması ile vatanlarından hayvan vagonlarına istif edilerek başta Sibirya'ya olmak üzere Özbekistan'a, Kazakistan'a sürüldüğü tarihtir! Çekilen acı ve ızdıraplar insanlık dışı şartlarda geçen yolda kalmadı. Bütün varlıklarını kaybeden soydaşlarımız vardıkları yerlerde hayatta kalabilmek için köle gibi çalışma mecburiyetinde kaldılar! Sürgün esnasında vagonlarda ve akabinde vardıkları yerde 200bin soydaşımız hayatını kaybetti. Sürgünden bir kaç gün sonra Arabat Köyü'nün unutulduğunu farkeden Moskof köy halkını bir gemiye topladı ve gemiyi içindeki insanlarla beraber Karadeniz'de batırdı... Onun için diyoruz ki; Yoksa içinde Moskof'a karşı kin, Bırak Türk'üm demeyi, İnsan bile değilsin! UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ! Sayfa Yönetimi

OLMAZ!.. Karaya “ak„ demekle, Kara asla ak olmaz!.. Pisliği gizlemekle, Kirlenenler pak olmaz… Bir insan “Hak‘ka„ kul sa, Cihana sultan olsa, Kırk bin de izah bulsa, Haram yemek hak olmaz… Sultan halkı uyutsa, Karun gibi yük tutsa!.. Dünyayı yiyip yutsa, Yine karnı tok olmaz... Özü haramsa özü, İmkan yok doymaz gözü! Meşhur bir ata sözü; Eğri çubuk ok olmaz… Sağır duysa, kör görse, Yok der mi aklı erse?! Namussuzlar yok derse, Namussuzluk yok olmaz!.. Uçlananlar uçlanır, Ve her iş sonuçlanır! Ev sahibi suçlanır, Hırsıza bir bok olmaz!.. Bolsa hırsız ohlayan, Savunan pohpohlayan!.. Arif gibi yuhlayan, Olsa bile çok olmaz!.. OZAN ARİF 22 Aralık 2014

''Ülkücü çıkarı için yağ çekene değil, Davası için çile çekene denir.'' OZAN ARİF 2 Mart 2014, Bad Homburg v.d.H.

GÖNÜLLÜ KÖRLER Bundan iki gün evvel, yani 12 Mayıs’da ‘Beka mı Demiştiniz?’ başlıklı bir yazı paylaştım, ilgilenen sayfada aşağıda bulabilir. Yazının konusu İmralı’da ki bebek katilinin avukatları ile görüşmesinin birileri tarafından son derece olgun ve demokrat bir tavırla uygun karşılanmış olmasıydı. Ve yazıda belirttiğim gibi ülkücülüğü şereflerini bu efendiye peşkeş çekmekten ibaret bilenler aynen dediğim gibi yazıyı bile okumadan (nereden biliyorsun demeyin, yorumlarından belli…) kendilerinden beklenen seviyesizliği gösterdiler. Hatta kendilerinden şimdiye kadar alışkın olduğumuz çukurluğu da aşarak burada tekrarlamaya ar ettiğim küfürler savurarak iğrençlik ve alçaklıkta sınır tanımadıklarını kanıtladılar. Neden? ‘Bilge Liderlerini(!)’ eleştirmişim! Dediğim gibi yazdıklarım aşağıda duruyor, tek kelimesini değiştirmedim ve hiç bir yerinde tek kelime hakaret yok. Ve onlar inanmak istemese bile, yalan, iftira yok... Ve bu insanlıktan nasibini almamışlar sadece onlar gibi biat etmeyenlerin namusuna sövebilecek kadar aşşağılık olsalar bile, ben babamın sayfasında babamın anısına ve kendime saygısızlık yaparak onların seviyesine inmeyeceğim. Gelelim yazdıklarımın ‘yalan’ olduğu iddiasına……

Ne toprağın altında ezilenleri unuturuz, Ne toprağın üstünde ezilenleri. Soma unutsa bile... Unutma #Soma #2014

​ DÜŞMAN KAZANMA SANATI Düşünüyor musunuz? Okuyor musunuz? Yorum yapıyor musunuz? Eleştiriyor musunuz? Düşündüğünüzü söylüyor musunuz? Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de yazıyor musunuz? Oh ne alâ. Bir de düşman kazanıyorum diye şikayet etmenize şaşırıyorsunuz öyle ...

BEKA MI DEMİŞTİNİZ?... Uzun süre bu habere baktım… Aklımdan geçenleri nasıl ifade edeyim diye düşünüyorum. Türk Milletinin manevi ve maddi refahının yükselmesi, yani çocuklarımızın, torunlarımızın huzurlu ve aydın yarınlarda büyüyebilmesi için hukuk devletinin ve hukuk devletinin de var olabilmesi için demokrasinin olmazsa olmaz olduğunu savunan bir insanım. Dolayısıyla biri mahkum da olsa avukatı ile görüşebilme hakkını yadırgamamam gerektiğininin idrakindeyim. Ve eminim ki, şereflerini bu efendiye peşkeş çekmiş olanlarlar tam da bu argüman üzerinden yapacaklar dalkavukluklarını. ‘Ne varmış efendim, işte Türkmen beyi demokratik hakkı savunmuşmuş’ diyecekler mesela… Veya ‘Efendim YPG ile görüşmesin avukatlarıyla görüşsün demek istedi…’ diye saçmalayacaklar. Zaten artık abeslikleri öyle bir hal aldı ki, kılıf uydururken mantık, akıl ve vicdana uygun bahane aramaya bile tenezzül etmiyorlar. Hiç değilse başaramayacakları bir şeyi denemeyecek kadar kapasiteleri olmasını takdir etmek lazım aslında. Gerçi çok da umurlarında olduğunu sanmıyorum. Çok sıkışırlarsa başlarlar ‘büyük resim...’, ‘bilmediğiniz şeyler var...’ veya ‘siz anlamazsınız, aslında reisi ve…

Yeniçağ Gazetesi ve "İmamların Öcü", "Fetullah'a Selam Kumpasa Devam" gibi kitaplarının yazarı Yavuz Selim Demirağ ağbeyim evinin önünde beyzbol sopalı bir grubun saldırısına uğramış ve hastaneye kaldırılmış. Bu alçak saldırıyı şiddetle kınıyor, kendisine Allah'tan acil şifalar diliyorum. Mehmet Alp