Üye Girişi

Üye Girişi

BAŞIMIZ SAĞOLSUN,

04 Oca 2015

BİR “KAYI BEYİ„Nİ DAHA KAYBETTİK!..

Evet evet...
Bence o bir Kayı Beyi...
Gurbetçinin Ağabeyi... Sindelfingen‘in Kemal Sarıkaya‘sıydı...
O Osmanlı‘nın doğduğu topraklarda doğmuş,
Sonra gurbetçi olmuş,
Ve gurbette Ülkü bayrağını ilk dikenlerdendi...

Yani sefasını sürenlerden değil,
Davasının çilesini çekenlerdendi!

Onu tanıdığım ilk anı hatırlıyorum...
Bana sorular sormuş beni (hatırladığım kadarıyla) sorularıyla tartmaya çalışmıştı!

(12 Eylül‘ün zulmünden gurbete sığınmışız...Oturum yok...
Çalışma müsadesi yok... Ev yok... Bark yok...
Daha bir sürü yokların arasında kalmışız...
Ama bütün bu yokların arasında nereden bilebilirdim ki,
Kemal Sarıkaya diye biri var...)

Benim ilk elimden tutan...
Bana ikametgah adresi bulan, önce geçici oturum alan,
sonra elindeki bastonunu sallaya sallaya Stuttgart Yabancılar Dairesinde memurlara beni anlatan... Memurlarla şakalaşa şakalaşa,
onları güldüre güldüre bana “Halk Ozanı ve Müzik öğretmeni„ diye çalışma izni kopartan, Kemal Ağabey....

Öğrenmesini bilen için, hiç bir insan yoktur ki ondan bir şey öğrenilmesin...
Kemal Sarıkaya bir şeyin değil, bir çok şeyin öğrenileceği deli-dolu bir yürekti.
İnanın Başbuğ‘u bir anlatışı vardı, Başbuğ‘u tanıdığını sanan biri olarak bayılırdım onun anlatmalarına....
Uzun zamandır görmüyordum...
Sebebini ne siz sorun ne ben söyliyeyim!

1 Ocak 2015 akşama doğru idi sevgili ülküdaşım "Süleyman Saraç" telefonla beni aradı;

- “Ozanım Kemal Ağabey yoğun bakımda... Senin ona karşı sevgini, saygını bildiğim için haberin olsun istedim„ dedi...

(Bu haberle içine düştüğüm maziyi ve gark olduğum duyguları sayfalarca yazabilirdim ama gerek yok...)

2 Ocak saat 10 suları yine Süleyman Kardeşim aradı;

-“Ozan‘ım Kemal Ağabeyi kayıp ettik..„ dedi.
(Telefonda ismini görünce anlamıştım zaten)
-“Geliyorum Süleyman„ deyip telefonu kapatarak hemen yola çıktım...

Yola çıktım ama yollar kar-buz yani hava şartları çok kötü olması sebebiyle 200 km mesafeye yetişememekten korktum...
Çok istiyordum "Sindelfingen Milli Türk İşçiler Cemiyeti"nde,
Cumaya ve Cuma namazından sonra kılınacak olan Kemal Ağabeyin cenaze namazına yetişmeyi...
Allah yardım etti yetiştim de....
Yetiştim ama yetişemedim!..
Başka yerde kıldım Cumayı....
Kemal Ağabey‘in Cenaze namazını kılmak, Onunla namazını kılarken helallaşmak nasip olmadı yine...
Benim onda helal edilecek hakkım yoktu...
(Gerçi adettendir varsa eğer helal-i hoş olsun)
Ama onun bende çok hakkı vardı çok...
Yani ben ondan helallık isteyecektim...
Hülasa anlayacağınız; “ Teşkilat-Lider-Doktrin „ engel oldu(!)
İnanın fazla bir şey yazmaya utanıyorum!

Kemal Ağabey eğer işlemler tamamlanırsa pazartesi veya salı günü Vatandan gelirken üstünde yolculuk ettiği uçağın, şimdi altında yolculuk ederek Vatana dönecek...
Osmanlının doğduğu topraklarda doğmuştu...Osmanlının doğduğu topraklarda gömülecek...
Cenab-ı Allah mekanını Cennet eylesin...Nur içinde yatsın inşallah...

Cumayı başka bir camide kıldıktan sonra, haberleşerek ziyaret ettiğim çocuklarına, o acılı yürekleriyle gösterdikleri ilgiden dolayı çok teşekkür ediyorum...
Tekrar tekrar başsağlığı diliyorum...
Süleyman Saraç Kardeşime hatta yetişeyim diye Cuma‘yı 3-5 dakika geciktiren Renningen Camii İmamına, cami cemaatine şükranlarımı sunuyorum...

Evet birilerine teşekkür ederken,
Kemal Sarıkaya‘ların, Necati Altınsoy‘ların kurduğu, bende sayısız hatıraları olan, "Sindelfingen Milli Türk işçiler Cemiyeti"nin şu anki yöneticilerine, bölge kahramanlarına(!) ise sadece teessüf ederim!

Belki de albümlerine baksalar kucağımda resimleri olan bu çocuklar, benim teessüf etmeme aldırmasınlar!
Hemen koşup gitsinler, huzurlarına çıksınlar...
Onları bu hale getirenler, kim bilir belki yakalarına madalya takarlar!


4 Ocak 2015

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de